Erdoğan "anadilde eğitim" konusunda MHP ile aynı fikirde olduğunu beyan etmiş ise, bu Türkçe eğitimi Kürt sorunundan saymadığı anlamına gelir. Kürt sorunu herkes için aynı şey değildir. Herkes Türkiye'de bir Kürt sorunu olduğunu kabul eder ama bu sorunun ne olduğu konusunda bir fikir birliği yoktur.
Peki o zaman sorun nedir? Sorun ortada bir terör (tarafları buna gerilla diyor) durumunun ve buna doğrudan ya da dolaylı destek veren bir halk kesiminin varlığıdır. Bu herkesin gözü önünde cereyan eden bir şeydir.
Bir terör örgütünün kuruluşu ve devam ettirilmesi halktan tamamen bağımsız gerçekleşebilir, ancak etkin olabilmesi halktan belli bir destek görmesiyle mümkündür. Dolayısıyla sorun örgütün varlığı değil, halktan destek görmesidir. Bu desteğin temelinde haksız gerekçeler olabildiği gibi haklı gerekçeler de olabilir. Haksız gerekçeler cehalet, körükörüne bağlılık, ırkçılık, menfaat, korku vb. şeylerdir. Haklı gerekçeler ise maruz kalınmış olan kötü muamele, mahrumiyet, haksızlık, ayrımcılık vb. şeylerdir. (Haklı gerekçe ile teröre desteği haklı kılan şeyler değil, bir tepki oluşmasına yol açan şeyler kast ediliyor.) Haksız gerekçeler terör örgütüne malzeme sağlayan propaganda malzemeleridir.
Önceki yıllarda bölge halkına "ayrımcı" muamelelerin yapılmış olduğu, birçok kültürel haklarının yasaklanmış olduğu vb. tarihsel olarak bilinen şeyler. Bunun yanında terörle mücadele sırasında "insanlıkdışı" muamelelerin de yapılmış olduğu biliniyor. Halkın cehaletine bu olayların eklenmiş olması bir tepkinin varlığına yol açmış, terör örgütü bundan olabildiğince faydalanmıştır.
Kürt sorunu özünde karşılıklı bir cehalet sorunudur. Bir "kan davası" zihniyetinin genişletilmiş biçimidir. AKP'nin bunu çözmesi "ayrımcı" zihniyeti bitirecek eğitim modelini benimsemesiyle mümkün olabilir. Bu Türkçülük yerine Türkiyecilik anlayışının benimsenmesi demektir. Bunun yoğun bir eğitsel proje şeklinde uygulanması şarttır. Terörün elindeki "Kürtçü propaganda malzemesi" böylece yok edilmiş olur. Terörden dolayı zihinlerde ve duygularda oluşmuş olan Kürt karşıtı tutumun bırakılması yine bu proje ile sağlanabilir. Ancak ülkede bunu "bölücülük" olarak algılayan bir kesim varken bunun başarılması özel bir çaba gerektiriyor. Kürtçe eğitim bunun olmazsa olmaz bir koşulu değildir. Resmi dil Türkçe olduğu halde Kürtçe de seçmeli bir ders olarak sahiplenilebilir.
Bunları söylemek "sorunun nedeni devlettir" anlamına gelmez, devletin buradaki halkın önemli bir kesimini kazanamamış olduğu anlamına gelir. Örgüte yakınlığı olan bir partinin aldığı oy oranı bunu görmek için yeterlidir.