İnsanlar yeri geliyor, dünyadan, dünya meşakkatinden öyle bir bıkıyor ki, yaşamaktan 10 defa ziyade ölümü isteyebiliyor. Acılar içerisinde kıvranan bir insanın yerine koyun kendinizi. Yaşlı ve bakıma muhtaç bir yatalak veya felçli bir insanın yerine koyun. Bir de böyle bir insana bakmak zorunda kalan insanları düşünün. Ne kadar zordur eminim. Onları en iyi onlar gibi olanlar bilir. İşte böyle insanlar için ölüm olmadığını düşünün. Ne kadar zor ve katlanılmaz olurdu hayat.
Sonuç olarak ölüm de tıpkı doğum gibi evet tıpkı doğum gibi bir nimettir. Neticesi ayrılık olduğu için biz ölümü kötü gibi görebiliyoruz ama bu aslında ölümün mahiyetini bilmediğimizden.
Ama asıl mesele ölmek değil de ölüme ne kadar hazır olduğumuz ile ilgilidir. Bu ise bu tarafta nasıl yaşadığımızla ilgilidir.